Cebirli

Dostluk Sitesi

Kim olursanız olun, nereden olursanız olun, birbirimizden öğreneceğimiz her zaman bir şeyimiz vardır !

 

 

BİR DEMET İNSAN

En güzel biz yaşadık
En güzel biz paylaştık
En içli biz ağladık
En güzel biz güldük
acı ağacının gölgesinde
biz diye bilen bir kaç kişiydik
en güzel

Özcan Yilmaz

BİNA


Sana bir bina yapmıştım
Sevgiden tuğlalı
Aşkla sıvamıştım duvarlarını
Boyası umudum renginde
Mavi
Gözlerim penceydi
seni beklerken
Yüreğimi kapı yapmıştım
belki girersin diye
oysa yolgeçen hanı bu yürek
gelen içeri girdi
giren çıktı
bir sen girmedin
yıkılsın duvarlar

Özcan Yilmaz

SULARA KARIŞAN!...........


Oralardasın
ak denizin sularında
suların köpüklü hırçın dalgalarında
dalgaların beyazında
beyaz dalgalar üzerinde
uçuşan martıların kanat çırpışlarında
usumdan çıkmazsın
hep sende takılır kalırım
benim için hep oralardasın
bazen taş üzerinde oturuşum
düşüncem olursun
bazen suya fırlattığım çakıl taşı
kahredişim sinirim
fakat biçareyim
koparıp atamadım
hep usumdasın
benim için hala oralardasın

İSKENDERUN - 1990

Özcan Yilmaz
 

AĞIT(TAMER'E)


Gözlerde ışıltı
yüreklerde sevinçle geldin
kısacık zamanda
yani dört yılda
gönüllerde yer ettin
madem çabuk terkedecektin
madem ivedi gidecektin
neden sevdirdin kendini bu kar çocuk

sen gönüllerin kardelen çiçeği
hiç beklenmedik bir anda
zamansız eriyen karlarla
en sevimli çağında
sessiz ve nefessiz
ateş topuna çevirip yürekleri
apansız uzaklaştın
yürekleri yaktın
hastane bahçesinde gülüşlerin döküldü çocuk
şimdi yüreklerde yangın
gözlerde acı damlalar
ellere düşmüş hüzünsün
güle güle çocuk
sen ki en son insana değin unutulmayacaksın
içimizde ebedi yaşayacaksın
açık kalmasın gözün
ANKARA-2001
 

MUTLULUK UYKUSU


Dün babamı gördüm düşümde
anamla birlkte
şehirden mi geliyorlardı ne
babamın ellerinde poşetler
anamın omuzlarında dokuma kırmızı heybe vardı
kabarıktı
kimbilir neler almışlardı
belki somun ekmeği
bana bir çift spor ayakkabı
yani heybenin içine umutlarımı katmışlardı
beklerken bahçe duvarının kenarında
öylesine çocuk
öylesine umudu içinde saklı
babam çelik oynamaya gidip gitmediğimi sordu
anam gülüyordu
sanki beklenen birşeyi müjdeliyordu
anladım
spor ayakkabılar heybede duruyordu
san bir anı çıldırasıya yaşamaktaydım
kaybetme korkusunda bir çocğun ürkekliğini duyarak
hayatımın iki değeriyle yanyanaydım
yarım bir mutluluk oyununu yeniden oynamaktaydım
taa ki o mutluluk uykusundan uyanıncaya kadar
gülerek

KUZENLERİM OSMAN VE EROL'AYANITIMDIR:


Bana evlen diyorlar evli plan ne bulmuş
bazen pişman olmuş çoğu zaman saç yolmuş
huzurlu bekar iken dert yeline savrulmuş
bekarlığımı yüzüme vurup durma be hocam
 
haklısın hiç sultan görülmedi kendi donunu yıkayan
alamadık diye koynumuza don yıkayan bir çıyan
çok oldu yüzümüze tokat gibi laf sayan
bari sen laf sayanlardan olmasaydın be hocam
 
diyeceksin bir sırrı kerameti olmasa
bir çok sinek uçup uçup  konarmıydı bu halta
şaştım kaldım neylesem bu karanlık konuda
sen bana biraz akıl vereiip yardımetsen be hocam
 
biliyorum ki kendimi cennette huri seçemem
cennet bahçesinden kana kana aşk badesi içemem
cambaz değilim kılıçtan keskin kıl köprüyü geçemem
csennette huri düşleyip avunmuyorum be hocam
 
sıkca gördüm melek yüzlü azılı azman
yaptığını yapmazdı  kanlı buçaklı düşman
sonradan olmamak için evli insanlar kadar pişman
dorusu bu  konuya  scakta deiliim be hocam
 
çok şükür aklı kısa saçı kesik dağilim
bu güne kadar etek metek te giymedim
çok  melekler tanıdım şeytan diye sevmedim
sevgiye değğer bir melek bekler dururum be hocam
 
korkuyorum bahtıma ya bir azman çıkarsa
dengesi kaçık sözlerle hayellerimi yıkarsa
uçuk kaçık konuşup hayellerimi yıkarsa
dinletip dinleyebilen birini ararım be hocam
 
manaalı mırıldanır oldu yeni dillenen bebekler
herkes söylüyor kendince olur olmaz irşeyler
sözler ağırlaştıkca bu deli gönül ne eyler
elalem sözünden yılar oldum be hocam
 
sonunda bulacağım sanırım iyi kötü bir dilber
birazda böyle geçsin su olup akan seneler
bakarsın mellek çıkar beni bir vezir eyler
karalayıp gözümü evlensemmi be hocam
 
bunca yıl dalldan dala boşa dolandım
bu gençlik bu hayat sonuna kadar sürecek sandım
esen kavaak yellerini pek geç anllaadım
gayrı bir dala konup  yuva yapmalımı be hocam
 
birde düşünüyorum yaş geldi dayandı  kırka
geçti yolun yarısı kefeninde çoğunu geçirdik sırta
işte anlattım herşeyi sana kıkdört satırda
birde böyle sürüp gitsemi diye düşünürüm be hocam

YAŞAMAK AĞRISI


Hep seni bekledim
salt bu yüzden
bak hayata geç kaldım
yaşamak bir ağrı

kiminle konuşsam kelimeler senin değil
kime baksam sen değilsin

elleri senin ellerin değil
yüzü senini değil
senin değil dudaklarındaki tebessüm

san bir dal kopmuş ağacından
kurumaya durmuş yeşil
orman içinde cınar

dönüşü yok sona giden bu yolun
depozitosuz yolculuk

kurumaya durmuş yeşil
ağaca su verecek el senin değil

                         özcan YILMAZ

ANADOLU

anası sokaklarda öksüz
kimsesizleştirilmiş
mazlum anadolu
sorumsuz babalar elinde satılılmış
yok oluyordu
sanıldı bu coğrafya emanet bir dondu
birilerince
anadoluya bol geliyordu
yaralı aslan bedeni bu topraklar
liğme liğme parçalanıyordu
akbabalar ve çakallardan kurulu
emperyal ordularca yırtılarak
parçalanarak
kendi haritalarına uyduruluyordu
o günlerde
sevdası içinde saklı
mavi gözlü sarı saçlı
dostuna dost
düşmana filinta bakışlı
yurduna sevdalı
bir yürekli adam
sarsılmaz inançla yarınlara umutlu
aydınlık günlere inanıyordu
birşeyler yapılmalıydı kararlıydı
ivedi başlanılmalıydı
bu coğrafya kiralanmamıştı
bırakılamazdı
ve o kararlı adımlarla
içinde saklı
ışıklı günlere yürüdü
yıllar öncesinde anadolusunda
bu mazlum topraklarda
cumhuriyet düşleri görmüştü
O hep aykırı düşleri adına bilendi
kimselerden aman dilenmedi
Halkın içinden geldi
halkına güvendi
bu yaralı aslan dirilmeliydi
kendi ayaklarıyla yürümeliydi
çünkü o anadoluda amerika rüyası görmedi
o beklenen gün gelecekti
gelmeliydi
ve beklenen gün gelmşti
öldü sanılan
o yaralı aslan
kendi dizleri üzerine dikildi
kendi ayaklarıyla düşmanına yöneldi
ve Çanakkalede bir tablo resimledi
Anadolunun aydınlık tarihine çiviledi
henüz bitmemişti
dinlenecek zaman değildi
tam bağımsızlık için seslendi
hedef belliydi
''ordular ilk hedefiniz akdenizdir ileri''
Emperyal ordular anadoludan silkelendi
ve beklenmeyen kem zaman geldi
memleketinin hekimlerine emanet edildi
Şimdi doğrul ve ayağa kalk
Tam ortasından Anadoluya yeniden bak
gene ayrı anayla dolu
anası sokaklarda
dolusu el kapılarında
Şimdi yeniden babalar elinde
babalar gibi satılıyor
şimdi anadoluda Amarika düşleri görülüyor
bir bilsen üçotuza neler feda ediliyor
saçlarından tutulmuş yerlerde sürükleniyor
mavi gözlerinden yaş damlamasın

                           Özcan Yılmaz

BIZIM ELLER

Gözlerini seveyim

gözleri erik karasi

yüregi duru umutlu

mavi hirfanli

ve cagla yesili

insan dolu gülüsü

dostluga esen rüzgar

buram buram tuzgölü

bozkirdan esen aydinlik rüzgaridir

Karasenir insani.

Özcan Yilmaz

 

ANNELER GÜNÜ

 

Ne zaman dayanilmaz bir özlem duysam

kalsam kisir döngüler icinde

Ellerimi uzatirim anama

Donup kalirim sonra

yine o kahreden yanilsama

saclarinda aklarla gecen yasli teyzeyi

benzetirim anama

ve sonra

nasirli ellerde

ayak yalin kinali parmaklarda animsarim

ve ic cekerim

Birde özlemini yarina ertelemis

Bakislarina bir baskalik gelmis

pinarindan akarcasina dolu dolu cocukca gözyasinda beklerim

ve babam otoritesinde direnirim

Babam babam duygusal ic cekerim anilara

ve mayislarda cicekciye bakarim

cildirasiya özlemle aksacli anami hatirlarim yine

özlemle sarilmak

o günü ona adamak

sefkatli bir dünya yaratmak isterim

"Bugün senin günün ana uzat öpülesi elini

yildizlar süslesin ak sacinin telini"

diye baslayan birde yazi birakmak papatya demetine

Fakat yine eski yanilsama

yine babam dayanikliliginda direnc

yine babam duygusalligi gizliden

yine babam kararliligi kendime yenilmeden.

 

Özcan Yilmaz

 

BIR ÖGRETMENIN ANISINA (NESRIN)

 

Bir haber yayildi Diyarbakirdan siyahdi

Bir feryat yükseldi Ankaradan siyahdi

Aglayanlar, ic cekenler vardi kalabaliktan

görüntülü haberler televizyonlardan

duyuluyordu ta avrupalardan

Bu agit,

bu feryat genc bir ögretmen icindi

tanimiyordu eli silahli,

garip kilikli gelenler kimdi

Belkide götürüp kursuna dizeceklerdi

yinede inadina erdemli

ölüme meydan okurcasina direncli

Cicegi burnunda genc bir ögretmendi

Biliyorum kökü disarda

böyle satilmis bir ölümü haketmedi

üzüldüm veremedi en son bilgisini

Fakat biz biliyoruz;

cicek olup acacak okul cantasinda

cocuk gülüsünde yeniden dogacak.

 

Özcan Yilmaz

 

BENDE KAL

 

Sana yüregimi sunuyorum

uzat ellerini sevgisini al

actim bütün kapilarini

gir iceri bende kal

eger bilmeyeceksen degerini

oyalama beni hoscakal

 

Özcan Yilmaz

 

YOL AYRIMI

 

Kirmizi bir gül demetinin ötesinde

uzatip ellerim icinde yüregimi sunuyorum

Seninse yüzünde anlamsiz bir ifade

Ben kapana kisilmis aslan gibi caresiz

Sen nazli ceylan gibi kendi halinde

Ben deprem sonrasi sokaklar kadar aglamakli

Sense bu manzaraya isim bulma pesinde

Farkimiz bu.

 

Özcan Yilmaz.

 

HARAMi YILLAR

 

Hep bu kez de olsunlari söylemedik mi

Sanki insan olmanin geregiymis gibi

Calip ömrümüzden götürürken birseyleri

Bize kem gülen harami yillar

Artik yeter deyip birseyler yapmali

Kaybedilenler adina hesap sirmali

Tutup yakasindan yargilamali

Bizimle barismayan harami yilari

Satilik emek etti el kapilarinda

Harac mezat satti yagma pazarlarinda

Sevdamiz donuklasti sevgili bakislarinda

Kirildi umutlar harami yillarda

 

Özcan Yilmaz

 

GÜLÜN ADI SENSIN

 

Rüzgar olup yaz yanima esensin

Yaz yanimin yanmisligini serinletensin

Kis yanimda acan asi kardelensin

Dört mevsim sevdigim, gülün adi sensin

Sevgilim, kadinim, ömrümde varim

Ekmegim, suyum, yasam kaynagim

Sevda baharimda hayat pinarim

Kokusuna yandigim, gülün adi sensin

Kalemimden dökülen sevdanin sözü

Sazimin perdesinde sevda türküsü

Dillerde dolassan bir ask öyküsü

Siirlerimde konu, gülün adi sensin

Karanliklari yirtan simseklerin cakmasi

Nehirlerin durgun, sakin akmasi

Sevdali haliyle bir ciy damlasi

Ciy damlasinda yikanmis, gülün adi sensin

 

Özcan Yilmaz

 

BU SEHIR

 

Gayri kocaman bir mutsuzluktur

Kocaman kör bir kuyudur artik

Bu sehir beton beton örülmüs duvar

Öpücügünü yitirmis ask

Tilsimini yitirmis sevinc

Aklasmis sac telidir

Karsi koyamamis yillara

Ben en cok bu sehirde ögrendim beklemeyi

En cok bu sehirde yasadim kirilmis hayali

Belkide kimbilir bu sehirde ölürüm

Her seyi birakacagim bu sehirde

Kirik hayalleri

Savrulan düsleri

Kor üzüntüleri

Özlem türkülerini

Hileli iliskileri

Sahte dostlari

Havasinda kirlenmis umutsuzlugu

Her seyi birakip gidecegim bu sehirden

Yanima can damlasi dostluklari alarak

 

Özcan Yilmaz

 

YARINLAR BiZiM

Seni dogayla bütünlestirip gül dalinda düsledim

Seni benden yana bilip kuzularla esledim

Sen insan yanim masumlugum

Sen asi yanim hircinligim

Özlemler sana

Umudum senden yana

Yüceltecegiz sevdayi

daha nice yarinlara

 

Özcan Yilmaz