Cebirli

Dostluk Sitesi

Kim olursanız olun, nereden olursanız olun, birbirimizden öğreneceğimiz her zaman bir şeyimiz vardır !

 

„GURBET ELLERİ“

(Sözüm cemaatten dişarı)

 

Neyi var, neyi yok satarlar gelirler,

Arkasında gözü yaşlı eş, ana, çocuk bırakırlar,

Yabancı ellerde rahat olacağını sanarlar,

Gurbete gelip yaşadıktan sonra anlarlar,

Ne zalim, ne acımasız olduğunu gurbet ellerinin…

 

Önce nede olsa biraz yabancılık çekilir,

Bütün çevre değişik gelir insana,

Benzemez gurbet elleri, buram buram kokan vatana,

Hasret kalır insan berrak yağmur kokusuna,

Herşeye hasrettir insan gurbet ellerinde…

 

Para karşılığı evlenmek için kadın ararlar,

Bu esnada bazı gariplerin paraları alınıp, çarpılır,

Calışma müsaadesini alır eline,

Ve geçer herhangi bir işin başına,

Gece gündüz çocuklarının menfaati için çalışır,

Bu arada hasret sancısı başlar gönüllerde,

Anlar derinden duyulan hasreti gurbet ellerinde....

 

O kadar emekten sonra yaklaşır izin anı,

Alır verir izin telaşı her yanı,

Yavaş yavaş yaklaştıkça vatana,

Hızlanır insanın kalp atışları,

Kapıkuleyi görünce insan bambaşka olur,

Egilip öpesi gelir hasret kaldıgı toprakları,

Göründüğü gibi değildir gurbet elleri…

 

Köydeki çobanlık günlerini unuturlar,

Burnunu havaya kaldırıp gezmeye başlarlar,

Havalarından geçilmez, arabaya biner, gözlüğü takarlar,

Karşındakiler tarafından ise yanlız kınanırlar,

Dört, beş hafta sonra izinleri biter dönerler geri,

Maalesef silbaştan yeniden gurbet ellerinde….

 

Savas Ünal

 

„ÖLÜNCE UNUTURUM“

 

Ne zamanki… Ecel kapıma geldi dayandı…

Ne zamanki… Çöller deniz, denizler çöl oldu…

Ne zamanki… Kayalarda karanfil, çam agacında gül açtı…

Ne zamanki… Güneş kararıp, ay çimenin üzerine düştü…

Ne zamanki… Yılanlar kanatlanıp, kuşlar sürüngenleşti…

Ne zamanki… Geceler gündüzü, gündüzler geceyi şaşırdı…

Ne zamanki… Kırmızı kar yağıp, yağmur tanesi yere düşmedi…

Ne zamanki… Silahlar çiçek, bombalar bahçe oldu…

Ne zamanki… Sevenler zincire vurulup, kurşuna dizildi…

Ne zamanki… Dünya tersine dönüp, yörüngeyi şaşırdı…

Ne zamanki… Dağlar alçalıp, güneş ilk ovaya vurdu…

Ne zamanki… Denizler kurudu, çöller su ile doldu…

Ne zamanki… Bulutlar carpışmaz, yağmur yagmaz oldu…

Ne zamanki… Güneş batmaz, ay görünmez oldu…

 

İşte seni ancak o zaman unuturum, ancak

„Ölünce unuturum“…

 

Savas Ünal

 

„SENİ ÇOK SEVİYORUM“

 

Sensin varlığım, sensin yokluğum,

Yaşama umudum tek mutluluğum,

Sensizligi asla düşünemiyorum,

Seni çok ama çok seviyorum…

 

Gündüzleri heryerde seni arıyorum,

Rüyalarımda hep seni görüyorum,

Silkilip seni yanımda sanıyorum,

Seni çok ama çok seviyorum…

 

Seni herşeyden çok özlüyorum,

Sensiz yaşayamayacağımı biliyorum,

Yanlız sen yanımda olunca gülüyorum,

Seni çok ama çok seviyorum…

 

Seni ölesiye seviyorum,

Herşeyimi seninle paylaşmak istiyorum,

Sevginin hükmetmek olmadığını biliyorum

Seni çok ama çok seviyorum…

 

Mecnun gibi sanki çöllerde geziyorum,

Kerem gibi gözlerim kör sanıyorum,

Ferhat gibi dağları delmek istiyorum,

Seni çok ama çok seviyorum…

 

 

Savas Ünal

 

„YANLIZ GÜZELİM“

 

Getirseler bütün güzellikleri sagıma soluma,

Serseler bütün paraları ayağımın altına,

Katlasalar dünyayı iki katına,

Derim yanlız güzelimi getirin yanıma…

 

Bende bir gün düşersem kuyuya,

Sararlarsa beni beyaz çarşafa,

Koyarlarsa eğer tahta tabuta,

Derim yanlız güzelim toprak atsın üstüme…

 

Savas Ünal